Son Haberler
Anasayfa / Genel Yazılar / Güle Güle Tuba

Güle Güle Tuba

Sorum yok soranım yok
Yolum yok yordamım yok
Bir çıkmaz sevdadayım
Çekip vuranım yok
Günüm yok güneşim yok
Uykum yok düşlerim yok
Kın olmuş susuyorum
Bir tek sırdaşım yok
Çektiğim acıların demindeyim bu akşam
Pişman desen değilim
Bir harmanım bu akşam
Her gecenin sabahı her kışın bir baharı
Her şeyin bir zamanı benim dermanım yok

Arabadan inmek istemedim. Radyoda Fikret Kızılok söylüyordu. İçim eridi şarkının sözlerinden. Kendimi şanslı hissettim, sözler beni yansıtmadığı için. Ama çok değil, eve geldikten sonraki birkaç dakika yetti de arttı duygu durumumun değişmesine. Tam daşarkıdaki gibiydim artık.  Bir telefon yeter. Şu telefon ne çok şeye kadir.

Erişilebilirlik, ulaşılabilirlik, herkesi memnun etme, ya da kimseyi memnun edememe. Hayat. Eve biraz geç kalma tabi ki dünyanın sonu değil. Ama telefonun şarjının bitmesinden sen suçlusun. Bir anda ortalık karışıverir.

Bu benim durumum. Ama öncesinde yazmak istediğim çok farklı şeyler vardı. Herşey güllük gülistanlıkken. Ama olsun. Pişman değilim. Biraz çok yedim sadece. Yiyecek çok şey vardı. Boşa gitmesin diye çok yedim. Zaten hafiften kendime kızacaktım. Sonra yeterince sorun çıkarttığım için yediğim azarlar kızmak şöyle dursun, kendime acımama sebep oldu. Kötü anne, sorumsuz anne, çocuğu korkuttun, suçlu. Diğer taraftan, çok yemek bu suçlamaların yanında çok masum kalır. Sonra öğrenilmiş çaresizlik, güzel geçen bir akşam yemeğinin, bedeli mutlaka vardır. Cezanı çekeceksin. Bu kadar zevk alırsan bir akşamdan, nazar olur tabiki. Arkasından midene oturur yediklerin. Halbuki ne kadar çok şükretmiştim her lokmam da. Pekçok Türk kadını için normaldir bu duygular. Çoğunuz bilir. Yaşamıştır çünkü. Ama olsun iki saatin keyfi günün kazancı. Prensesler gibi ağırlandık.

Bu sefer 7 Mehmet Restaurant’a Tuba’yı İstanbul’a uğurlamak için gittik. Tuba İstanbul’a yakışır. O gittiği yeri güzelleştiren özellikli insanlardan. İstanbul Tuba’ya yakışır. Yolu da bahtı da açık olsun arkadaşımın.

Bazı yerler vardır. Dünya’da eşi benzeri yoktur. Tektir. 7 Mehmet Restaurant da onlardan biri. Antalya’nın değil Dünya’nın eşsiz mekanlarından biri bence. Abartmıyorum. Bir kere bile zevk almadığım bir şey yemedim o mekanda. Biliyordum manzarası müthiş. Yemekleri harika. Ama bugün öğrendim ki sahipleri de çok kibar ve çok görgülü. İnsan gurur duyuyor doğrusu. Güzel yapılan işler, insana saygının, hayata saygının göstergesi. Emek var, çaba var ama görüyorsun ki içinde insanlık varsa o iş bambaşka bir yerde. Helal olsun, güzel insanlara.

Arkadaşımın veda yemeğinde bizi çok güzel ağırladığı için 7 Mehmet’e çok teşekkür ederim. Aklıma komik birşey geldi. Benim şu anda 13 yaşındaki genç kızım (ama hala bebek gibi) / Mehmet’e gideceğimizi duyunca ağlamıştı:”Ben oraya gitmem acıktım” diye. Çok küçüktü. Bizim küçük lokmacı restoranlara bayılırdı ama / Mehmet’in Restoran olduğunu anlayamamış. Gezmeye gidiyoruz sanmış. Bizimkiler hep anlatır ve güler.  Reklama ihtiyacı yok, güzel adres. Ama işe saygının göstergesi, o güzel tabakları paylaşmadan edemeyeceğim.

Brokoli ve karnıbahar yapraklarının sotelenip üstünde avakado ile servis edildiği bir salata, içinde iri doğranmış salatalık bulunan nar cacığı, karamelize soğanlı fava, balık karaciğeri, kokoreç ve daha neler neler yemeye doyamıyacağınız ama aklınıza gelmeyecek lezzetler. Çok yaratıcı doğrusu….

Hakkında DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN

DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN
Antalya gibi güzel bir kentte yaşamanın ve Akdeniz Üniversitesi’nde üniversitelilerle birlikte olmanın keyfine varan bir öğretim elemanıyım. Yaz adındaki sanatçı ruhlu güzel bir kızın annesiyim. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığına inanarak dijital bir ortamda, bilim, planlama tasarım ve peyzaj mimarlığı konularında bildiklerimi ve bazen de hissettiklerimi okuyanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazdıklarım hakkındaki her türlü görüş, katkı ve önerilerinizi bekliyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*