Anasayfa / Proje I / Güç Çizgileri Kullanarak Bahçe Tasarımı Yapmak Çok Kolay

Güç Çizgileri Kullanarak Bahçe Tasarımı Yapmak Çok Kolay

Tam metin için pdf dosyasını tıklayınız. 10.16950-inustd.306713-328066

Tasarım için söylenmiş çok sayıda ve çek çeşitli söylemler vardır: Tasarım, yaratıcı eylem sürecidir. Tasarımcı, çevresini yaratma adına görmeli, kullanmalı ve çevresindeki tüm kaynaklardan yararlanmalıdır (Çelenk, 2014). İyi tasarım, buluşçu, güzel ve mantıksal strüktürünü sergiler niteliktedir (Bayazıt, 2004). Birçok araştırmacıya göre tasarım; problem çözme, karar verme sürecidir. Ama en temel tanımı ile, zihindekini canlandırıp, bir plan ya da eskiz üzerinde biçim vermektir (Bayazıt, 1994). Aynı zamanda tasarım, bilgi edinme öğesidir. Bilgiler, duyumsal ve zihinsel algılara bağlıdır (Yıldırım, 2004, Özgür, 2012). Bir şeyi zihinde tasarlamak aslında onu yaratmaktır (Pierceal, 2012). Aristo; “Her yeni ürün, üretilmiş başka bir ürünle belirli bir işlem uygulanarak yaratılır”, der (Storka, 2001). Maslow da “yaratıcılığı” ihtiyaçlar piramidinin en tepesindeki “kendini gerçekleştirme” aşamasına koymaktadır (Maslow, 1968; Baykal, 2004). Tasarlama ya da tasarım, bilimsel açıdan gerekli olan şemaların ve planların hazırlanması olarak tanımlanırken, sanat alanında yaratıcı sürecin kendisi olarak ele alınmaktadır (Arcan ve Evci, 1999). Yaratıcılık ise, gündelik yaşamdan bilimsel çalışmalara dek uzanan, eserin ortaya çıkmasına neden olan süreçler bütünü ve davranış biçimidir (San, 1993). Tasarlamak aslında bir fırtınanın başlangıcı gibidir. Nasıl yapsam kelimesi beyni kurcalıyor, hatta uykudan uyanıp eskizler karalamaya başlanıyorsa, tasarımın ilk evresi de başlamış demektir. Artık yaratıcılığın konuşturulacağı, zorlu ama bir o kadar keyifli anlara adım atılabilecektir. Tasarım eğitimi, öğrenen merkezli, öğrenme sorumluluğunu bireyin kendisine veren, süreç temelli bir sistemdir (Oxman, 1990-2002, Christians ve Andel, 1993). Bu eğitim sistemi çerçevesinde tasarım stüdyolarında amaçlanan, ihtiyaç programı; alan ve çevresine ait veriler; psikolojik, toplumsal, teknolojik estetik vb. koşulların, gereksinmelerin ve olanakların irdelenmesi ve analizi ile elde edilen tasarlama enformasyonunun, tasarlama bilgilerine ve mekânsal ilişkilere dönüştürülmesidir (Şahin, 2013, Yılmaz ve Ulusoy, 2016). Yaratıcılık yeteneği tüm alanlar için gerekli olmasının yanında, tasarım eğitiminde özellikle önemlidir (Casakin & Goldschmidt, 1999; Casakin, 2007; Cross, 1997; Cubukcu & Dundar, 2007; Potur& Barkul, 2006; Salama, 1995). Salama (1995) tasarım eğitiminde değişen yaratıcılık kavramını tartışmaktadır. O önceleri, yaratıcılığın tasarım eğitiminde içsel etkileri içeren, doğuştan gelen bir hediye olduğunu savunmaktadır. O zamanda, tasarım eğitimindeki yaratıcılık, fiziksel formun sanatsal kalitesini ilgilendirmektedir. Daha sonra yaratıcılığı sosyal ve çevresel etkiler gibi dışsal etmenlerin etkilediği kabul edilmiştir (Çubukçu ve Ekşioğlu, 2009). Yılmaz ve Ulusoy (2016)’ya göre, hayali bir konut tasarımı üzerinden tasarım sürecinin yürütülmesi hem öğrencilerin hayal gücünün geliştirilmesi hem de biçimsel dağarcıklarının zenginleştirilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca bu durum öğrenciler için esneklik sağlamakta, öğrenciler kendi tasarım becerilerine en uygun olan modeli geliştirmeye teşvik edilmektedirler. Daha önce tasarlama konusunda yeterince eğitim almamış öğrenciler için tasarlama işi oldukça zor bir eylem olarak düşünülebilmekte, korkutucu bir hal alıp, öğrenilmiş çaresizliğe dönüşebilmektedir. Bu problemin üstesinden gelebilmek için tasarım eylemini öğrenilebilir kılmak gerekmektedir. Bu amaçlar bir tasarım disiplini olan peyzaj mimarlığı bölümlerindeki tasarım ve proje derslerinde farklı teknikler kullanılabilmektedir. Bu tekniklerden biri de grid sistemle biçim vermedir. Bu çalışmada, öğrencilerin bu teknikle yaptıkları taslak çalışmalarının verimliliği ispatlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın bu tekniğin yaygınlaşması ve peyzaj tasarımı öğreten ve öğrenenlerin yararlanabileceği bir kaynak olarak hizmet edebileceği düşünülmektedir.

Zihinsel Alıştırmaların Biçimlenişi

Tasarımın biçimlenme süreci temel ihtiyaçlara dayanmaktadır. Herhangi bir ihtiyaçtan doğan ve bu ihtiyacı çözüme ulaştırma amacıyla beyinde başlayan düşünce süreci, çözümün basit bir ifade ile kağıt üzerinde yerleştirilmesi ile son bulur. Her taslak birer zihinsel alıştırmadır. Lawson ve Bryan’na (2005) göre, bazı tasarımcılar tek bir tasarım çözümü üzerinde çalışırken, diğerleri ise ilk aşamada çok sayıda tasarım
alternatifi üretmekte ve daha sonra bu alternatifler içerisinde uygun olmayanları eleyerek, uygun olan tasarım çözümünü seçmektedir. Tasarlama sürecinde eskiz ile düşünme, projeye dair anlamsal, işlevsel ve biçimsel sorgulama-çözümlemelerle sonuçlandığı görülmüştür (Yakın, 2015). Taslak aşaması, tasarım sürecinin belki de en uzun tutulması gereken kısmıdır (Zelef vd., 2011). Sorun, son çizimin ne şekilde üretildiğinden çok, çizime temel olan düşüncenin nasıl üretildiği ve giderek nasıl olgunlaşıp biçimlendiğidir. Zihindeki imgeyi kağıda geçirmenin yolları farklı olabilse de, düşüncenin kuruluşunda, boyutlandırılıp inceltilmesinde, görsel ortama dökülen eskizin rolü yine de sabittir. Tasarımın boş kağıt üzerindeki arayışla beraber gelişebildiği de bir gerçektir (İnceoğlu ve Çil, 2004). Mimarlık tarihi boyunca biçim, sosyolojik, psikolojik, antropolojik, dini, politik bir takım etken ve algı biçimlerinin etkisi altında yorumlanmış; iklimsel, yöresel ve geleneksel birtakım etkenlerle oluşturulmuştur. Mısır ve Yunan medeniyetlerinde bile bu izlere rastlamak mümkündür. Çeşitli kuramcılar, çeşitli dönemlerde ortaya çıkan biçimlerin toplumlar üzerinde egemen olan politikanın bir uzantısı olduğunu savunmaktadır. Örneğin kare demokrasiyi simgelerken, piramit oligarşiyi ya da merkezi plan merkezi idareyi simgelemektedir. Materyalist bir bakış açısıyla tümel biçimi belirleyen çevre koşulları, iklim, coğrafi ve jeolojik özelliklerdir. Örneğin kare soğuk iklimlerde ısı kaybını minimuma indirmek için, dikdörtgen ısı kazancını azaltmak için sıcak ve nemli iklimlerde, iç avlulu planlar ise ısı kaybını sağlamak için sıcak ve kuru iklimlerde kullanılmaktadır. Algı üzerine yapılan çeşitli çalışmalarda ise; Yatay çizginin: devamlılık, rasyonellik, Düşey çizginin: sonsuzluk, Düz hatların: kuvvet, Eğri hatların; esneklik, yumuşaklık, Spiralin: dünyadan kopma ve yükselme, Dairenin: merkezilik etkisi yarattığı belirtilirken, elips: hareket hissi uyandırmakta ve tasarımcı bu psikolojik yorumlardan biçime ulaşabilmektedir (Turan, 2011)

Doğada var olan biçimler dışında, bir biçim yoktur. Doğada sonsuz çeşitliliği olan biçimler karşılıklı olarak etkilenerek, birlik oluşturmuşlardır. Böylece biçimler, onunla uyum sağlayan formlara bağlanmıştır. Ama bu biçimlerinin ana oluşumu kare, daire ve üçgen olmak üzere 3 ana şekilden meydana gelmektedir. Taslak aşamasında bu 3 ana biçim ve bileşenleri ile yaratıcılığın bütün sınırları zorlanmalı, bu çalışmalar belirli bir olgunluğa erişmeden herhangi bir seçme yoluna gidilmemelidir. Çünkü birçok
taslak çalışmaları yapılarak düşünceler, yavaş yavaş biçim bulmaya başlar. Taslak çalışmaları belli bir olgunluğa erişince arazinin yapısı (eğim) da bu sürece dâhil olur. 3 ana biçimin dışında, düz çizgiler ve eğri çizgiler de eş yükselti eğrileri ile beraber tasarımı biçimlendirir. Probleminin parçalarının birbirine ve bütüne göre durumlarının ve ilişkilerinin ortaya konması gerekir. Böylece tasarım probleminin strüktürü belirlenir (Bayazıt, 2004). Biçim verme çabasında olan tasarımcıya kılavuzluk eden tüm ögeler çalışmada bütünlük sağlamalıdır (Öztütüncü ve Özkartal, 2015).

Mevcut Yapılar ile Biçim Çalışması

Biçim, bir mimari çalışmanın en önemli bileşenlerinden birisidir. Birkaç istisna hariç neredeyse bütün ev bahçesi tasarımları ev, garaj, havuz, depo, yollar, teras, duvar vb. gibi ya mevcut olan ya da planlanan yapılar ile ilişkili olarak biçimlenir. Taslak çalışmalarında zihnimizde canlanan ve uygulamaya geçilen ilk adım budur. Biçim çalışması yaparken mevcut yapıları dikkate almanın sebebi mekan tasarımındaki yeni biçimleri, arazide zaten mevcut olan biçimler ile koordine etmektir. Tasarımcı daha sonra taslak üzerinde mevcut yapıların belirgin nokta ve kenarlarını tanımlar. Böylece araziye tatbik etmede çok fazla sorun yaşamadan tasarım çalışmasına başlanmış olur. Mevcut bir ev için dikkate alınması gereken nokta ve kenarların bir hiyerarşisi vardır:

-Asıl önem:  evin dış duvar ve köşelerini belirlemektir.

-İkincil önem:  kapı kenarları gibi yere değen dış duvar veya materyal değişiminin oluşturduğu çizgilerdir.
-Üçüncül önem: pencere benzeri yere değmeyen dış duvar unsurlarıdır.

Bir sonraki adım, Şekil 5’da gösterildiği gibi bu belirgin nokta ve kenarlardan yakın çevredeki araziye uzanan çizgiler çizmektir. Kolayca görülebilmeleri ve taslak kâğıdındaki diğer çizgilerden ayırt edilebilmeleri için bu çizgilerde renkli bir kalem kullanılmalıdır. Yapısallarda referans alarak bizi biçime yönlendiren bu çizgilere güç çizgileri denir. Bu çizgiler mevcut ve düşünülen biçimler arasında bir bağlantı kurarlar veya kurmaya zorlarlar (Both and Hiss, 2011).  En önemli çizgiler vurgu maksadıyla daha koyu çizilmiştir. Grid sistemi gerekli nokta ve kenarlarla beraber oransal bir yaklaşımla yatay ve dikeyde devam eden aralıkta çizilmiştir. Alanın büyük kısmı için tasarım teması doğrudan doğruya çizim ağıyla bağlantılıdır ve alanın her yerini kapsar. Güç çizgileri ile oluşan bu ağ sistemi taslak kâğıdına çizdikten sonra tasarımcı, taslak kâğıdının üzerine bir başka eskiz kağıdı koymalıdır. Artık kâğıt üzerine (güç çizgileri) grid sistemiyle zihindeki düşünceler aktarılır.

Fonksiyonel diyagram ile biçim çalışması

Fonksiyonel diagram; ihtiyaç programın da var olan gerekli işlevleri, birbirleriyle kurdukları ilişkileri ifade eden tasarım aracıdır (Booth, 1983). Diagram, gerçekte, konum, boyut ve tasarımda diğer fonksiyonlarla ilişkisini gösteren organizasyonel bir diyagramdır. Fonksiyonel diyagram biçimin oluşması için temel teşkil eder. Biçimlenme çıkarma, genişletme, döndürme, birbirinin içine girme, yer değiştirme gibi işlemlerle gerçekleştirilir (Özdemir ve Önal, 2016). Biçim verme sürecinin hedefi, fonksiyonel diyagramın kabataslak, genel çizgilerini kesin sınırlara dönüştürmektir. Biçimin oluşturulması işlemi, grid sistemi üzerine yerleştirmekle başlar. Üzerinde ilk biçim çalışmalarının oluşturulduğu taslak kağıdı diyagramın üstüne konur. Bu tasarımcıya eskiz kağıdının altından fonksiyonel diyagramı ve grid sistemini görme ve onlara uyulması olanağını sağlar. Grid sistemini baz alarak, tasarımcı tasarım temalarından birini kullanarak fonksiyonel diyagramını kesin hatlara dönüştürür.

Biçim verme; güç çizgileri ve fonksiyonel diyagramın özenli ve koordineli birleşmesi olarak adlandırılabilir. Bu süreç kolay değildir; çünkü dikkate alınması gereken çok ayrıntı vardır (Rubenstein, Harweyi 1987). Burada önemli olan husus, biçimlerin hem kendi içlerinde hem de diğer biçimlerle bir arada kullanılmalarında uyulması gerekli olan kriterlerin bilinmesi ve uygulanmasıdır (Çınar vd., 2008). Mevcut yapılar ve/veya sınır çizgileri ile çevre verilerinin tamamı problem çözümüne ulaşmada bir ipucu olacaktır. Eskiz kâğıdı üzerindeki çeşitli girişimler ve sadeleştirmelere, tasarımcı sonuçtan tatmin olana kadar devam eder. İlk sonuç en iyisi olmayabilir. Kurallı ve zorlayıcı tekrarlar olmadığı sürece tasarımın estetik bir yaklaşımla hareket ettiği de söylenebilir. Yeni tasarım formları fonksiyonel diyagramla ilişkilendirilirken, diyagram tamamen takip edilmez. Böylece gerekli görüldüğünde, tasarımcı iyi bir form ilişkisi oluşturmak amacıyla güç çizgileri ile bağlantılı olarak sınırlarda hafif değişiklik yapma özgürlüğüne kavuşur. Ama genel boyut, oran ve biçim genellikle fonksiyonel diyagramda çizildiği gibi kalır . Fonksiyonel diyagram baz alınarak faklı biçim geometrisi çalışmaları ile farklı çözüm örnekleri oluşturulur. Örneklerde görülmesi gereken önemli nokta; özellikler temadan temaya veya alternatiften alternatife değişmekle beraber, düşünülen fonksiyonel diyagram büyük bir oranda aynı kalmaktadır.

Güç çizgilerine dayanan bir biçim çalışmasına yer verilmiştir. Öncelikle 90 derecelik bir grid sisteminde en mantıklı ve kolay olarak geliştirilebilen tasarım bir dikdörtgen temadır. Alanın biçim çalışması temelinde yapının güç çizgileri ile grid sistemi kullanılmıştır. Tasarımcı her zaman eve 90 derecelik açı oluşturan bir grid sistemi kullanmak zorunda değildir. Güç çizgileri mevcut ev veya yapıdan herhangi bir yöne doğru uzanabilir.

Bu örnekte güç çizgileri ile grid sistemi, evden 45 derecelik bir açı ile oluşturulmuştur. 90 derece sisteminde de olduğu gibi güç çizgileri evden uzağa doğru ve evin belirgin nokta ile kenarları dikkate alınarak çizilmiştir. Ardından tekrarlanmış mesafelere göre çizgiler eklenerek ağ formüle edilmiştir. Böylece grid sisteminden bir çapraz biçim bileşim teması oluşmuştur. Biçimlerin kenarlarının nasıl evin yanında çizilmiş olduğuna dikkat edilmelidir. Burada 45 derecelik bir çapraz tasarım kullanıldığında ortaya çıkacak rahatsız edici dar açıların oluşmaması için çoğu çizgi ev ile 90 derecelik bir açı yapacak şekilde çizilmiştir. Şekil 13’de dairesel ve kıvrımlı temalarda güç çizgileri ve grid sistemine fazla yer yoktur. Bu iki tema belirli bir noktayı yahut mevcut bir yapının kenarını esas alabilir, genel olarak düz hatlar olmadığı için bir grid sistemine uydurulmaları zordur. Bunun sonucu olarak dairesel ve kıvrımlı temalar yaratırken ana güç çizgileri hariç grid sistemi işlevsizdir. Dairesel ve kıvrımlı tasarım temalarında önemli olan, alandaki çizgiler ile kenarların, evin kenarları ve araç yolu gibi diğer düz kenarlara nasıl bağlandığıdır. Önceden de belirtildiği gibi yeni biçimler (ve kenarları)  ile mevcut yapılar arasındaki geçiş kısımlarında dar açıları yahut diğer tuhaf görsel ilişkileri önlemek için tüm çareler denenmelidir.
Yeni biçimlerin kenarları grid sisteminin çizgileriyle aynı hizada olduğu zaman yeni biçimler evin nokta ve kenarlarıyla daha güçlü bir görsel ilişkiye sahip olacaktır. Bunun sonucunda da ev ile alanın koordineli bir entegrasyonun oluşmasıdır. Lakin tasarımın bazı nokta ve kenarları grid sisteminin çizgileriyle birebir uyuşmasa da olur. Grid sisteminin başarıyı garantileyen sihirli bir formül olduğu sanılmamalıdır. Grid sisteminde bilinmesi gereken husus, evin veya diğer yapıların yakınındaki tasarım biçimlerinin hizalanmasında çok önemli oldukları ve yapılardan uzaklaştıkça önemini kaybettikleridir. Alan ile herhangi bir yapı arasındaki görsel bağlantı en çok yapının etrafında göze çarpar. Güç çizgileri veya grid sistemleri sadece ipuçlarıdır, onların alanda varoluşunu doğrulamanın kesin bir yolu yoktur. Bir çok tasarımcıya, aynı alan verildiğinde görülür ki, hepsi alanda değişik grid sistemleri oluşturmaya eğilimlidir. Ilk güç çizgilerinin aynı olması muhtemel ise de, diğer çizgiler tasarımcıdan tasarımcıya oldukça değişken olabilir. Görüldüğü üzere grid sistemi en çok düz çizgilerden faydalanan dikdörtgen, çapraz, köşeli temalarda yararlıdır ve sonuca ulaşırken tutarlı sonuçlar vermektedir. Grid sistemi ile sayısız biçim çalışmaları yapılabilir. Projelerde farklı temalar birbiri ile ilişkilendirilerek biçim sürecinde farklı çözümler ortaya çıkabilir.

Sonuç

Çubukçu ve Gökcen Dündar (2007)’ın yaptıkları bir çalışmanın sonuçları tasarım eğitimi için pratik sonuçlar doğurmuştur. Çalışmaya göre öğrencilerin tasarıma nasıl başlayacakları sorusunun cevabı “Görsel dünyayı keşfetmeye başlayın! İlgili ve belki de ilgisiz, üretilen görsel örnekler, hangi alanda olursa olsun; sanat, mimari veya imalat, ilham kaynağı olarak kullanılabilir” şeklinde ifade edilmektedir. Bu yaklaşımın bir adım ötesinde, tasarım çalışmalarında tasarımcıların kendi tarz ve yaratıcılıklarını kullandığı birçok teknik vardır. Hangi teknik olursa olsun tasarımın ilk evresi, hayal etmekle başlar. Böylelikle tasarımcı aslında yaratıcılığını konuşturduğu bir süreç içerisine girmiştir. Peyzaj tasarımda kimlikli proje ve uygulamaların başarısı, tasarım süreçlerini gözardı etmeyen yaklaşımlarla sağlanabilmektedir. Tasarım sürecinin en önemli aşaması biçim verme sürecidir. Başarılı bir tasarım için önemli bir süreçtir. İyi bir biçim çalışması, yaratıcı düşünce, sistem yaklaşımı ve belirlenen fonksiyonlar arasında bütünlük, biçim geometrisi, mevcut yapılarla ilişki sağlanarak oluşturur. Kısaca bu aşamada; fonksiyon diagramının iyi belirlenip biçime dönüştürülmesiyle oluşan taslak çalışmaları kilit noktadır. Düşünme aracı olarak yaratıcı süreçleri besleyen, aynı zamanda tasarımcının hafızasını oluşturmaya katkı sağlayan taslak çalışmaları, halen geçerli bir yöntemdir. Özellikle peyzaj tasarım çalışmalarında güç çizgilerinin oluşturduğu grid sistemi ile yapılan
taslak çalışmaları, tasarıma ipucu vermesi, düşüncelere farklı bir boyut kazandırması açısından önemlidir.
Tasarım eğitiminin ilk yıllarında verilen bu teknik, yani biçim verme sürecindeki grid sistemli yaklaşım anlayışı sadece peyzaj mimarlığı için değil, diğer sanat ve tasarım dallarıyla da çalışılabilmesi muhtemel bir tekniktir. Bu çalışmada, öğrencilerin bu teknikle yaptıkları taslak çalışmalarında, biçim verme sürecini daha kolay çözüme ulaştırdığı ve iyi örneklerin çıktığı gözlenmiştir. Dolayısı ile yapılan performans analizinde; anlatılan bilgileri kavrayıp, düşüncelerini estetik anlayışla beraber bir tema belirleyip çizime döken öğrenci sayısının fazlalığı umut verici bir sonuçtur. Bu yaklaşımla yapılan biçim verme süreci, mutlak bir kural olmasa da faydalı bir araç olduğu da kabul edilmelidir. Tasarıma biçim verme anlayışında izlenen yolun, farklı tasarım çalışmalarında da örnek olabileceği gözardı edilmemelidir. Tasarım eğitiminde öğrenciyi yönlendirmek, zihninde yeni ufuklar açmak için grid sistemi yanında biçim geometrisi ile çalışmaları destekleyici daha ileri çalışmalar gerekmektedir. Bütün bunların yanında yaratıcılığı geliştirmek üzere yeni yöntemler bulmak için yenilikçi tasarım eğitimi çalışmaları yapmak daha iyi mekânlar tasarlamayı sağlamada geleceğe yön verecektir.

Kaynaklar

Arcan E. ve Evci. F. (1999). Mimari Tasarıma Yaklaşım Bina Bilgisi Çalışmaları. İstanbul: Tasarım Yayın Grubu, 199.

Bayazıt, N. (1994). Endüstri Ürünlerinde Ve Mimarlıkta Tasarlama Metodlarına Giriş. İstanbul: Literatür Yayıncılık, 288.

Bayazıt, N. (2004).Tasarım Kavramlarına Giriş. İTÜ. Mimarlık fak. Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü, İstanbul.

Baykal, A. (2004). Yaratıcılık eğitimi. İlk ve ortaöğretimde araştırma teknikleri ve proje. Maltepe Üniversitesi Yayınları, 16-24.

Booth, N.K. (1983). Basic Elements of Landscape Architectural Design. Ohio State University ISBN 088133-478-2.

Booth, N.K., & Hiss, J.E. (2011). Residential Landscape Architecture: Design Process for the Private Residence, 6th Edition. ISBN-13: 978-013237619.

Casakin, H., & Goldschmidt, G. (1999). Expertise and the use of visual analogy: Implications for design education. Design Studies, 20:153-175. Casakin, H. P. (2007). Factors of metaphors in design problem-solving: Implications for design creativity. International Journal of Design, 1:21-33.

Christians, H.H.C.M., & Van Andel, J. (1993). The effects of examples on the use of knowledge in a student design activity: The case of the ‘Flying Dutchman’. Design Studies, 14, 1:58-74. Çelenk, T. (2014). Eğitimde Yaratıcılığın Yaşamı. Sanat-Tasarım Dergisi Marmara Üniversitesi. 1 (3), İstanbul.

Çınar, H.S.,& Özgüç Erdönmez, M. (2008). Peyzaj Tasarımında Biçim Geometrisine Estetik bir Yaklaşım. İ.Ü.O.F. Dergisi, Seri B, 58

Cubukcu, E., & Dundar S. (2007). Can creativity be taught? An empirical study on benefits of visual analogy in basic design Education. A|Z ITU Journal of the Faculty of Architecture, 4:67-80.

Cubukcu, E., & Eksioglu,  G. (2009). Creativity, three dimensional visualization ability and success In pre university and design Education. Archnet-IJAR( International Journal of Architectural Research), 3(3), 06-20.

İnceoğlu N., & Çil.E. (2004). Tasarımda Eskizler Mimarlıkta Çizerek Düşünme-Düşünerek Çizme Gelenekleri. Y.T.Ü Yayınları Http://V2.Arkiv.Com.Tr/K451 Y.T.Ü Yayınları.

Lawson, B. (2005). How Designers Think: The Design Process Demystified. Architectural Press, Oxford, England.  Maslow, A.H. (1968). Towardpsychology of being (Second ED). p. 143-146, Princeton New Jersey, Van Nostrand.

Oxman, R. (1990). ‘Prior Knowledge in Design, A Dynamic Knowledge-Based Model of Design and Creativity’. Design Studies, Butterworth- Heinemann, 11(1), 17-28.

Şahin, A. (2013), Mimarlık Eğitiminde Bir Stüdyo Yöntemi: Tasarla-Yap Stüdyosu. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

Özdemir, B ve Önal F. (2016). Mimari Tasarımda Sıralı Form Oluşum Diyagramları. Megaron, 11(2): 230-240. DOI: 10.5505/megaron.2016.32932

Özgür, H. (2012). Tasarım Nedir? http://hasan.trakya.edu.tr/index.php/kategori blogu/71-Tasarim Nedir. Erişim tarihi 9.5.2015

Öztütüncü, S. ve Özkartal, M. (2015). Soyut Resimde Yapısal Bütünlük ve Biçim Verme. Akdeniz Sanat Dergisi, 8(15), Antalya.  Pierceal G. M. (1994). Residental Landscapes: Graphics, Planning and Design. Reston, Va: Reston Pub. Co., ISBN 0835966569.

Potur, A. A. & Barkul, O. (2006). Creative thinking in architectural design. First International CIB Endorsed METU Postgraduate Conference Built Environment and Information Technologies, 113-125, Ankara, Turkey.

Rubenstein, H.  M. (1987). A Guide To Site And Environmental Planning. NY: John Wiley & Sons. Salama, A. (1995). New trends in architectural education. NC, USA: Tailored Text & Unlimited Potential Publishing.

Storka, A. J. (2001). Creativity in the Classroom. (Second Ed.). New Jersey: Lawrence Erlbaum. San, İ. (1993). Sanatta Yaratıcılık. Yaratıcılık ve Eğitim, Türk Eğitim Derneği Yayınları, XVII. Eğitim Toplantısı 25-26 Kasım 1993, ISBN 975 – 7583 – 02 – 2, Ankara.

Şahin A. (2013), Mimarlık Eğitiminde Bir Stüdyo Yöntemi: Tasarla-Yap Stüdyosu. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. Turan B,O. (2011). 21. Yüzyıl Tasarım Ortamında Süreç, Biçim ve Temsil İlişkisi. Megaron, 6(3):162-17.

Ünügür, S. M. (1989). Bina Tasarımının Temel İlkeleri. İstanbul: İTÜ Mimarlık Fakültesi Baskı Atölyesi. Yakın, B. (2015). Tasarım Sürecinde Eskiz ile Biçim-İçerik Sorgulama ve Çözümlemeleri: Bir Durum Analizi. Gazi Üni. Sanat ve tasarım dergisi, 15: 121-137.

Zelef, M. H., Bursa, N., & Çakıcı F. Z. (2011). Düşüncenin İzi: Mimarlık ve Sanat Eğitiminde Eskiz Geleneği. 1. Sanat Ve Tasarım Eğitimi Sempozyumu: Dün, Bugün, Gelecek, Başkent University, April 27-29, Ankara.
Yıldırım, T. (2004). Mimari tasarımda biçimlendirme yaklaşımları ile bilgisayar yazılımları ilişkisi. Gazi Üniv. Müh. Mim. Fak. Der. J. Fac. Eng. Arch., 19(1):59-71.

Yılmaz, S., Mumcu, S. Düzenli, T. ve Özbilen, A. (2016). Tasarımda Birlik Kavramının Öğrenci Çalışmalarında İrdelenmesi: Mimari Tasarım Dersi Örneği. İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, 6(14). 1-13. DOI: 10.16950/iüstd.37697.

Yılmaz, E. M., & Ulusoy, M. (2016). Mimarlık Eğitimi Sürecinde Stüdyo İzlenimleri. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi Journal of Research in Education and Teaching, 5 Özel Sayı, ISSN: 2146-91.
Kapak resmi :file:///C:/Users/usr/Desktop/10.16950-inustd.306713-328066.pdf

Hakkında DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN

DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN
Antalya gibi güzel bir kentte yaşamanın ve Akdeniz Üniversitesi’nde üniversitelilerle birlikte olmanın keyfine varan bir öğretim elemanıyım. Yaz adındaki sanatçı ruhlu güzel bir kızın annesiyim. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığına inanarak dijital bir ortamda, bilim, planlama tasarım ve peyzaj mimarlığı konularında bildiklerimi ve bazen de hissettiklerimi okuyanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazdıklarım hakkındaki her türlü görüş, katkı ve önerilerinizi bekliyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Antalya Tabela