Son Haberler
Anasayfa / Genel Yazılar / Başarı dolu bir yıl

Başarı dolu bir yıl

Mutlu yıllar herkese,

Yıl sonu, yıl başı ve bir nefeste geçen bir final dönemi. Hayatın hızına yetişmek çok zor. Özellikle üzüntü dolu bir dönemde, hiç birşey olmamış gibi yaparak hayatımızı birlik ve beraberlik içinde devam ettirmek zorunda olduğumuz bu dönemlerde. O konuya girmek istemiyorum. Çünkü bitmiyor. Diğer şeyler anlamını yitiriyor. Yazılar anlamsız geliyor. Sizi beni çok heyecanlandıran bir kitap için bilgilendirmek istiyorum. Yine Mümin Sekman. kitapta yine başarı hakkında. “Başarı Bilgesi”

Şu bölümü okuduğumda paylaşmadan edemedim. Özellikle çok sevdiğim, çok başarılı bazı abla ve abilerim için yazıyorum bunları. Ama öğrenciler için ise bulunmaz nimet bu bilgiler.

“Başarı, üç aşamalı bir meydan muharebesidir.”

“Büyük başarılar, üç aşamalı meydan muharebesinin sonucunda belirlenir. Birinci etap, kişinin kendiyle kapıştığı iç meydan muharebesidir. ikinci aşamada, diğer başarılı insanlarla yarışılır. Üçüncü düzeyde ise rakip doğadır.

Başarının birinci mücadele çemberi, kendini alt etmektir. İradesini eğitmek, tembelliğini yenmek, zayıf yanlarını güçlendirmek, duygusallık eğilimleriyle başa çıkmak, irrasyonel taraflarını kontrol edebilmek, yorgunluk ve yılgınlığı aşmak bu etabın cephelerinden bazılarıdır. Rakipten önce kendimizi yeneriz. İlk zafer hep içte kazanılır. Kendini yenme gücünü içinde üretemeyenler, dünyaya da hükmedemiyecektir. Dört dakikalık yarış için, günde dört saat antrenman yapan olimpik sporcunun çabası bu aşamaya iyi bir örnektir.

İkinci mücadele çemberi, diğer başarılı insanları yenmektir. Toplumda o işi bizden daha iyi yapabileceğini iddia eden “rakipleri” alt etmektir. Kıyaslamalı, karşılaştırmalı, yarıştırmalı sosyal başarı arenasında galip gelmektir. Gözlerden uzak, tek başına yapılan antrenman bitmiş, kıyaslamacı gözlerle izlenen arenaya çıkılmıştır. İçi güçlü, hazırlığı sağlam, donanımı üstün olanlar bu yarışlardan kaçmaz. Egosu yüksek, yetenekleri düşük olanlar ise, çıkacak sonucu içlerine sindiremeyecekleri için, bu tür kıyaslamalı yarışlardan pek hoşlanmazlar.

Diğer başarılı insanları yenme mücadelesi de kendi içinde iki etaplıdır:

  1. Yaşayan en başarılı insanları yenmek
  2. Ölmüş en başarılı insanları yenmek.

Bir alanda, yaşayan herkesi yenen insan, ölmüş kişilerle yarışmaya başlar. Dünyanın en ünlü doktoru olduğunuzda, tek rakibiniz kalır: Alanınızda en ünlü doktor olan Hipokrat! Oyun yazarlığı kariyerinde yaşayan tüm rakiplerini haklayan Bernard Shaw’un önüne, “en ağır sıklet ölü oyun yazarı” olan Shakespeare çıkar. Shaw yaşlandığında şöyle demişti, “Hep Shakespeare olmak istedim ama sonunda Shaw olabildim!”

Üçüncü etap doğayı yenmektir. Tüm “insani” rakipleri aştığınızda karşınıza doğa yasaları çıkar. Üst üste dünya rekoru kıran, yaşadığı ve yarıştığı sürece yenilmeyen, “paçasından çekilemeyecek kadar ileride giden” bir insan artık doğa yasalarıyla muhataptır. Rakiplerinin taktiklerini değil, doğanın mekanizmalarını doğru okudukça ve tanrısal bir akılla düşündükçe başarısını büyütür. Bu aşamaya ulaşanlar, kent hayatından uzaklaşıp, doğaya dönme eğilimindedir. Ayak basılmamış topraklarda, haritasız arazilerde yol alırlar. Bu aşamada kılavuzlar bile arkadan gelir!

Einstein bu aşamaya ulaşmış biriydi. Kutsal kitapları okumak yerine, teorik fizik formülleriyle ilgilendiğini, çünkü teorik fizik çalışmanın “daha kutsal bir faaliyet” olduğunu söylüyordu. Ona göre, kutsal kitaplar Tanrı’nın ne söylediğini anlatıyor olabilirler ama Tanrı’nın ne yaptığını fizik yasaları gösteriyordu. Kendisi bir agnostik olmakla beraber, teorik fizik çalışırken Tanrı’nın ayak izlerini takip ettiğini hayal ediyordu.”

Kesinlikle çok güzel ifade etmiş yazar. Hastasıyım:) Bütün kitaplarını okudum ve okumaya devam edeceğim. Ama yazdıkları ile kendimi karşılaştırıp bir özdeğerlendirme yaptığımda başarı yolunda çok başlarda olduğumu kabul ediyorum. Yapacak çok şey var ölmeden önce. Daha yolun başındayım. Ve kendimi yenemiyorum. Gereğinden  fazla ilgi alanım var. Çok dağılıyorum. Bağımsızlık düşkünüyüm. Kurallara uymak, izin almak, söyleneni yapmak zorunda olmak beni çileden çıkarıyor. Engeller karşısında çabuk pes ediyorum. Diyorum ya yolun başındayım Daha kendimi bile yenemedim. Ama benden küçükler siz en az yirmi yıl benden öncesiniz. Kendinizi yenmek için çok zamanın ız var bana göre. Siz sevdiklerim kendinizi yenmişsiniz Sadece egonuzun üstüne çıkın, artık arenada kahraman olma zamanı. Tüm bu çabam sizi sevdiğimden. Ben ülkemi, toplumumu, çevremdekileri, öğrencilerimi, sevdiklerimi başarılı görmek istiyorum. Bütün çabamız o yönde. Barış, sevgi başarı dolu bir yıl diliyorum. Huzurlu bir yıl. Sevgiyle kalın.

 

Hakkında PROF. DR. REYHAN ERDOĞAN

PROF. DR. REYHAN ERDOĞAN
Antalya gibi güzel bir kentte yaşamanın ve Akdeniz Üniversitesi’nde üniversitelilerle birlikte olmanın keyfine varan bir öğretim elemanıyım. Yaz adındaki sanatçı ruhlu güzel bir kızın annesiyim. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığına inanarak dijital bir ortamda, bilim, planlama tasarım ve peyzaj mimarlığı konularında bildiklerimi ve bazen de hissettiklerimi okuyanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazdıklarım hakkındaki her türlü görüş, katkı ve önerilerinizi bekliyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*