Son Haberler
Anasayfa / Genel Yazılar / Türk İslam Bahçe Sanatında Avlular

Türk İslam Bahçe Sanatında Avlular

Bildirinin orjinal metni için pdf dosyasını tıklayınız.Avlular-Reyhan Erdogan

Sunu için tıklayınız.Avlu-Reyhan-Oguz-son

İzleyin beğeneceksiniz. https://www.youtube.com/watch?v=-OqTA1HqOC4

Öz: Yapıların orta kısmında yer alan, üstü açık ya da kapalı olabilen geniş bahçe açıklıklarına avlu ya da diğer mimari adı ile atrium denilmektedir.

Vitruvius’un Mimarlık Üzerine On Kitap adlı eserinin altıncı bölümünde açıkladığı konutlarda, mekan planlamasını giriş avlusu ve sütunlu avlular ile ortak kullanımlar oluşturarak çözdüklerinden bahseder. Roma evlerinin tipik özelliğinin avlulu bir çözüm sunması Palladio yapı içinde avlular oluşturarak, içe dönük, ailenin dışarıdan bağımsız olarak rahatça açık havadan istifade edebileceği alanlar tasarlamıştır.

Türk mimarisinde avlular dışarıya kapalı, gökyüzüne açıktırlar. Eve giriş kapısı avluya açılır. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da kentlerin ileri gelen önemli kişilerin evlerinde avlu ve avluda süs havuzu bulunur. Avlular çocukların oyunlar oynadığı, yaz günlerinde yemeklerin yendiği, toplu eğlencelerin ve törenlerin düzenlendiği sosyal alanlardır.

Türk İslam kültüründe camilerde avlular dış avlu (harim) ve iç avlu (harem) şeklinde ikiye ayrılır. Dış avlu, camiyi mahalle yapılarından yüksek duvarla ayırır. Genellikle bu dış avlularda yaşlı ağaçlar vardır. Halkın bir araya geldiği, bayramlaşmaların olduğu sosyal mekanlardır. İç avlu ise, cami binasına bitişik, etrafı kemerli kubbeli revaklarla çevrili, ortasında şadırvan bulunan mekandır.

Bu bildiride Türk İslam bahçe sanatında içindeki avluların, iklimsel ve çevresel faktörleri, sosyal ve kültürel boyutları ve günümüzde gördüğümüz güncel örnekleri ile ilgili bilgilendirmelerde bulunulmaktadır. Bu çalışmada dünyada tarihten günümüze kadar gelmiş Akdenizli avluların farklı ülke ve kültürlere göre özelliklerinin belirlenmesi, farklılıklarının ortaya konulması ve Türk İslam bahçe sanatındaki avlu kültürünün diğer kültürlere etkisi konularında saptamalar yapılmıştır. Bunun yanında avluların Akdeniz bahçe sanatını yansıtan yer döşemesi, sınır elemanları, giriş kapıları, bitkisel özellikleri, bahçe mobilyaları ve su kullanımı özellikleri değerlendirilmiştir. Çalışmada Akdeniz kenti olan Antalya Kaleiçi evlerindeki avluların günümüze taşınmış geleneksel örneklerinin mekânsal analizi yapılarak bugünkü durumları ortaya konulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Avlu, geleneksel, Akdeniz, Antalya, Kaleiçi

 

Giriş

Avlu, yapıların orta kısmında bulunan, tercihe göre üstü açık ya da kapalı olan geniş bölümdür. Mimarlıkta atriyum olarak da adlandırılır. Türk mimarîsinde avlular genelde üstü açık şekilde bırakılır (Anonim, 2016a). Evin açık mekanı olan avlu genel olarak yarı-genel mekandır; ancak bu durum kültürlerin sosyal ilişkileri, mahremiyet ve egemenlik anlayışlarındaki farklılıklara göre değişir. Arseven’e (1975) göre avlu, ile eş anlamlı verilen ‘’avula’’ ise eski Yunan evlerinin önünde üstü açık avlulara verilen addır. Homer döneminde her evde iki avlu vardır. Bunlardan birinin etrafında erkeklerin kullanımına ayrılmış odalar, diğerinde ise kadınların kullandığı odalar bulunmaktadır. Bu düzen Roma evlerinde de aynen mevcuttur. Fakat bu avlulardan birine ‘’atrium’’ diğerine ise ‘’peristhylium’’ denmiştir (Şekil 1).

Avlu 1

Şekil 1. Antik Roma Evinde Avlu

Kaynak: Anonim, 2016b.

Vitruvius’un Mimarlık Üzerine On Kitap adlı eserinin altıncı bölümünde açıkladığı konutlarda, mekan planlamasını giriş avlusu ve sütunlu avlular ile ortak kullanımlar oluşturarak çözdüklerinden bahseder. Roma evlerinin tipik özelliğinin avlulu bir çözüm sunması Palladio’nun tasarımlarında dikkat çekici bir şekilde öne çıkar. Palladio’nun Palazzo Barbarano, Palazzo Della Torre, Palazzo Porto, Palazzo Thiene, Palazzo Trissino, Palazzo Capra ve Palazzo Valmarana olmak üzere 7 yapısında avlulu çözümler görülür. Yapı içinde avlular oluşturarak, içe dönük, ailenin dışarıdan bağımsız olarak rahatça açık havadan istifade edebileceği alanlar tasarlamıştır (Anonim, 2016b) (Şekil 2).

Avlular iki binyıldır diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi İspanya’da da popüler olmaya devam ediyor. Kasaba ve köylerde tarihi merkezlerinde ve köy tarzında yaşayan pek çok kişi için sahip oldukları tek açık yaşam alanı avlulardır (Handscombe ve Handscombe, 2016). İspanya’nın güneyindeki Kurtuba’da  (Cordoba) kasabasında Akdenizli avluların en güzel örneklerini görmek mümkündür (Şekil 3).

Elhamra Sarayı’nın temelleri 1232 yılında Endülüs Emevileri ‘nin devamı olan Güney İspanya ‘da Beri Ahmer Sultanlığı devletini kuran Nasri Hanedanı 1. Muhammed Bin Yusuf zamanında atılmıştır. Elhamra Sarayı birbirleriyle bağlantılı sayısız odalar ve salonlar, bu mekanların arasında yer alan avlular, ferahlatıcı yeşil alanlar, fıskiyeli havuzlar, akar çeşmeler ve bahçelerden ibarettir. Avlu duvarları yüzlerce çeşit geometrik desenlerle süslenmiş seramikler ile örülmüştür. Avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır (Çiftçi, 2015).

avlu 2

Palazzo Barbarano  (Anonim, 2016b. )

Avluların en çok görüldüğü kuzey Afrika ülkesi Fas’ta konut yapılarında iki türlü avlu uygulaması vardır.  Organik bir yerleşimde yer alan “dar” olarak adlandırılan konutlarda avlu konutun merkezinde (içinde) yer alır. Bitkisiz, döşemeli, basit dörtgen formludur (Şekil 4). Avlu dört yönden oda ile çevrilmiş, köşe mekanlar mutfak, tuvalet, depo olarak kullanılmıştır. Tüm mekanlara geçiş ve ışık avludan sağlanmaktadır. Kimi evlerde Anadolu’nun bazı yörelerinde görülen haremlik-selamlık bölümlemelerine rastlanır. Fas’ta avlu, içinde yaşayanları dış koşullardan soyutlayan, yakıcı güneş ve kum fırtınaları gibi yöresel iklim koşullarından koruyan avlu dışa kapalı açık mekandır. Fas’ta görülen ikinci konut tipi “riad” da ise avlular, zengin süslemeli, çok bitkili, yürüme yolları, bitki tarhları, dekoratif kanal, çeşme ve kolonlarla zenginleştirilmiş oldukça geniş mekanlardır. Benzer özellikler Cezayir ve Tunus için de geçerlidir.

Kurtuba   fas

Martin ve March (1972), Cambridge Üniversitesi’nde avlularının çevresel performansını ölçtükleri çalışmalarında avluların en etkin performansa sahip kentsel tip olduğunu saptamışlardır. Benzer şekilde Raydan ve arkadaşları (2006), yaptıkları parametrik analizlerle avluların modern çağda da tatmin edici çevresel performansı gösterebildiğini vurgulamaktadırlar (Edwards ve ark., 2006). Avlular dünyanın birçok yerinde hala geçerli bir mekan tipi olarak güncelliğini ve cazibesini korumaktadır.

 

Materyal ve Yöntem

Bu çalışmada öncelikle Türk İslam Bahçe sanatı içinde yer alan araştırmanın da ana materyalini oluşturan avlular konusundaki literatür taranmıştır. Çalışmayı örneklendirmek ve geleneksel ve tarihsel açıdan önemli Kentsel Sit Alanı olan Kaleiçi’ndeki (Şekil 5) avluların günümüzdeki durumunu ortaya koyabilmek amacıyla belirlenen altı avlunun yer döşemesi, sınır elemanları, giriş kapıları ve bunların bina ile ilişkileri, bitkileri, bahçe mobilyaları, su kullanımı gibi özelliklerinin belirlendiği gözlem çalışmaları yürütülmüştür. Örnek avluların seçilmesinde kriter olarak avluların geleneksel Türk evinde olması, Akdeniz avlularının fiziksel unsurlarını koruyor olması, geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından çeşitli şekillerde kullanılıyor olması dikkate alınmıştır. Bir Akdeniz kenti olan Antalya Kaleiçi evlerine ait avluların mekânsal analizi yapılarak, sürdürülebilir korunması ve kullanımı için öneriler getirilmiştir.

 

Bulgular

  1. Geleneksel Türk Evi Avluları

Geleneksel Türk evi avlulu konutların oluşumuna etki eden doğal faktörler; topoğrafik yapı, toprak, iklim, yapı malzemesi ve bitkisel elemanlardır (Bozkurt ve Altınçekiç, 2012).  İklimsel çeşitliliğin artması Anadolu’da mekansal düzenleme ve avlu özelliklerinin belirlenmesinde etken olmuştur. Sıcaklık, nem, rüzgar ve yağış değerlerine göre biçimlenen avlularda yüksek duvarlar sıcaklığın kontrolünü sağlamakta ve rüzgarın etkisini azaltmaktadır. Nemin yoğun olduğu bölgelerde nemi tutan taş vb. malzemelerin kullanılması, nemin az olduğu bölgelerde ise su yüzeyleri ve havuzların kullanılması avlu içinde nem dengesini sağlamaktadır.

Özellikle avlu içinde kullanılan bitkisel elemanlar fazla nemi absorbe etmekte ve daha sonra transpirasyon yoluyla atmosfere yavaş yavaş vermektedir. Avluda kullanılan malzeme yapıda kullanılan malzemeyle benzerdir. Anadolu’da en çok uygulanan yapı sistemi ahşap karkas arası taş ya da kerpiç dolgudur (Bozkurt ve Altınçekiç, 2012).  Geleneksel mimari doğaya uyumlu bir yapı tarzıdır ve insan ekolojisinin bir ürünüdür. Bu yaklaşım insanoğlunun yüzyıllarca edindiği tecrübenin bir sonucudur. Anadolu’daki tüm avlularda bitkisel eleman kullanılmıştır. Genelde çiçekli bitkiler ve meyve ağaçları tercih edilmiştir. Bulunduğu yörenin iklim koşullarına göre meyve ağaçları gölge etkisi yaratacak şekilde düzenlenmiş ve ayrıca meyvelerinden de faydalanılmıştır. Yörelerde bitkisel düzenleme açısından belli bir kritere bağlı kalınmamış, avlu döşemesinde yer yer bırakılan boşluklara bitkiler dikilmiştir. Çiçekler çoğu yörelerde saksı veya kaplara dikilmiştir.

 

Türk kültüründe temel ihtiyaç olarak temiz hava evin biçimlenmesinde etkilidir. Tuvalet kokusu benimsenmediği için tuvalet geleneksel Türk evinde iç mekanda değil, dış mekanda, yani avludadır. Avlu, evin içine göre daha aydınlık ve havadar olması nedeniyle iyi havalarda günün büyük bölümünün geçirildiği mekandır. Temel ihtiyaç olarak yemek pişirme ve yeme işlevi göçebe kültürden beri geleneksel olarak evin dışındadır. Yerleşik kültürdeki çevresel adaptasyonlara bağlı olarak birçok farklı çözümlemeler yaratılmış ve günümüzde bu temel ihtiyaç çoğunlukla evin içine taşınmışsa da, geleneksel kırsal Türk evinde yemek pişirme ve bazen yemek yeme işlevi için avlu tercih edilir. Bu tercih, geleneksel dünya görüşü ve hayat tarzının bir devamı olarak doğa ile bütünleşme ve dışa açıklık ile ilgili olmalıdır. Çoğu zaman avlu ile oda arasındaki geçiş mekanı olan sofanın bir köşesine kurulan duvar ocağı yemek pişirme yeridir. Bazen ayrı bir birim olarak düzenlenmiştir. İyi havalarda sofa (ve/veya avlu) yemek yeme yeridir. Bu düzenleme ile ayrıca evin içi dumandan ve kokudan korunmuştur. Depolama ihtiyacı da avluda karşılanır. Yiyecek çuvalları bazen sofanın bir kenarında yığılarak saklanırken, bazen avlunun bir köşesinde inşa edilen ayrı bir birimde depolanır. Temel ihtiyaç olarak dinlenme, oturma ve uyuma biçimi de evi şekillendirir. Dünya görüşü ve hayat tarzı ile ilişkili olarak doğa ile barışık ve bütünleşmiş olan geleneksel Türk kültüründe oda (ev) özel alan işlevini üstlenirken, avlu ailenin ortak alanıdır; mahremiyet yorumu ile ilgili olarak uyuma ihtiyacı çoğunlukla odada karşılanırken, aile bireylerinin tercihen dinlenme ve oturma mekanı avludur. Avlu içinde bu ihtiyacı karşılamaya yönelik ayrılmış ve düzenlenmiş bu mekan, ilkel aşamada “ulu ağaç” altı, daha sonraki aşamalarda ise (açık veya kapalı) sofadır (Köse, 2005, Bozkurt ve Altınçekiç, 2012). Avlu, insanın belki en temel ihtiyacı olan yiyeceklerin üretim alanıdır. Türk kültüründe ev ile ekonomik faaliyet alanları birbirinden ayrılmışsa da, özel durumundan dolayı yaşama mekanına yakın olması gereken bazı ürünler avluda yetiştirilir. Sebze ve meyve tarımı yoğun emek, sulama ve koruma gerektirdiği için çoğunlukla avlunun bir kenarında sürdürülür (Nevter and Beser, 2003; Tunçdilek, 1967; Altaş ve diğerleri, 2006, Bozkurt ve Altınçekiç, 2012). Aynı nedenlerle beslenen hayvanlarda avluda saklanır. Hayvancılık ekonomisinin hakim olduğu durumlarda avlu bir hayvan barınağına dönüşür (Yürüdür, 2006). Geleneksel Türk evinde avlu, bazı temel ihtiyaçların karşılanması açısından işlevsel olmakla birlikte, geleneksel Türk ailesinin bir araya geldiği, ortak kullanım alanı olarak kullandığı, günlük işlerini yürüttüğü, işlevsel ve genel bir mekandır. Diğer kültürel faktörler yanında kadının statüsü ve mahremiyet anlayışı geleneksel kırsal Türk evinin şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır (Küçükerman, 1991, Bozkurt ve Altınçekiç, 2012). Genel olarak dış dünyadan izole edilmiş evin iç düzeni içerisinde avlunun kadın için ayrı bir önemi vardır. Her ne kadar avlu dış dünyadan (genel mekan) eve (özel mekan) girişin sağlandığı ve eve gelen yabancıların ilk geçmek zorunda oldukları “yarı-özel mekan” ya da “nötr mekan” (Asatekin, 1994) olsa da, avlu aynı zamanda ev ile özdeşleşmiş kadının dış dünyaya ve doğaya açılan penceresidir. Aile hayatının gizliliği nedeniyle içe dönük düzenlenen avlu (Kuban, 1982, Bozkurt ve Altınçekiç, 2012), geleneksel Türk kadının günlük işlerinin çoğunu sürdürdüğü, dinlendiği, misafir ağırladığı ve doğaya açıldığı mekandır.

 

  1. Geleneksel Antalya Kaleiçi Avluları

Geleneksel avlulu konutların yer aldığı Antalya Kaleiçi limana egemen bir konumdadır. Kaleiçi sokaklarında eski Antalya’nın zevkini, yaşama anlayışını sezmemek mümkün değildir. Kaleiçi’nde kent dokusu organik düzendedir. İklime uygun dar, taş döşeli, yer yer basamaklı sokaklar avlu ve konut duvarları sınırlanırken bazı sokaklarda kemerli geçişler yer almakta, zaman zaman da avlular taş kemerli kapıların ardından algılanmaktadır. Hareketli topoğrafyadan dolayı eğimli yamaçta yapılanan konutlar birbirinin görüntüsünü engellemeyecek şekilde deniz manzarasına yönlendirilmiştir (Erdoğan, 1996).

 

Onat (2000)’de belirtilen ünlü bir Alman mimarın yazdığı gibi “Dünyada hiçbir millet, mimaride, ihtiyaçla estetiği Türkler kadar bir arada kullanma hünerini gösterememiştir.” Kaleiçi evleri de bunun en güzel örneklerini sergiler. Kaleiçi’nde mekan kurgusu içeriden dışarıya oda, hayat, taşlık, avlu ve sokaktan oluşmaktadır. Evlerin alt katları mutfak, depo, kiler, tuvalet, el yıkama gibi işlevlere göre planlanmış, yarı ışık yarı gölgeli, sokağa açıklığı olmayan avluya açılan mekanlardır. Ara katlar kışın yaşanan, yazın ise erzak hazırlanan, eski dönemlerde ipekböcekçiliği, el tezgahlarında dokumacılık gibi faaliyetlerin yapıldığı mekanlardır. Ara kata geçiş taşlıktan birinci kata çıkan merdiven sahanlığından verilmiştir. Konutun birinci katını taşıyan ahşap sütunlar taşlıktan yükselmektedir. Bu sayede birinci katın tabanı aynı zamanda taşlığın üst örtüsü olmaktadır. Çakıl zemini genellikle çakıl mozaiktir (Podima döşemesi, Çivileme, Rodos bezemesi). Çakıllar doğal form ve renklerde kullanılmıştır (Avcı, 2005).

 

Merdiven, üst katta avluya yönelen ve “hayat” olarak adlandırılan açık sofa ve içerisindeki odalara ulaşmaktadır. Hayat toplanma, oturma, yaşama mekanıdır; oturma şekilleri, köşk ve el yıkama yerleri avluya çıkıntı yapmaktadır. Üst kattan ara kata bir kapak ve dik bir merdiven ile bağlantı sağlanmıştır ( Erdoğan, 1996). Kaleiçi avlusu konumlama biçimi ön/yan avlulu yerleşim ve bir taşlık aracılığı ile avluya ulaşılan arka avlulu yerleşim olmak üzere iki şekilde görülür. Genelde basık kemerli, taş söveli, çift kanatlı ahşap kapı ile ulaşılan Antalya avlusu moloz ya da kesme taştan inşa edilmiş 2.5 metreye ulaşan yükseklikte duvarlar ile çevrilidir. Avlu zemini ise taş veya çakıl mozaik kaplanmıştır. Avlu kapısı önünde bir binek taşı yer almaktadır. Bu taşın işlevi bir zamanlar çok kullanılan binek hayvanı olan ata rahat inip-binmeyi sağlamaktır. Hayatın altında yer alan avlunun evin altına sokulmuş bölümü “taşlık”tır. Taşlıklar Antalya evinin vazgeçilmez ögeleridir. Tuvalet bazen avluda bazen de hayatın bir köşesinde yer alır. Avlu evin üst katı kadar düzenlidir. Eski dönemlerde erzağın kış başında yayladan getirilip depolanması bu tür mekanların biçimlenmesinde etkili olmuştur. Odun ve kömür de bu mekanlarda depolanmaktadır (Erdoğan, 1996).

 

Antalya avlusunda pekmez kaynatma yeri, üzüm teknesi, sıra havuzu, çamaşır ocağı, tandır ve dibek taşı gibi çeşitli yapısal elemanlar vardır. Bazı avlularda daire formlu, biraz eğik duran, zeytin ezilerek zeytinyağı elde edilen “yuvarlak taş”  vardır  (Erdoğan, 1996; Bektaş, 2004).

 

  1. Günümüz Antalya Kaleiçi Avlu Örnekleri

Yapılan alan çalışmaları sırasında altı avlu ile ilgili bilgiler Tablo1’de sınıflandırılmıştır. Şekil 6’da avluların giriş, zemin, duvar, donatı, su ögesi ve bitkilerle ilgili özelliklerine ilişkin fotoğraflar sunulmaktadır. Antik Bazaar 1997 yılında Antalya Mimarlar Odası tarafından yılın restorasyon ödülüne layık görülmüştür. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO ) Kültür Evi henüz kullanıma açılmış olmakla beraber bilim, sanat ve sosyal içerikli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan gün geçtikçe artan bir kullanıcı potansiyeline sahip ulaşılabilir konumda, olağanüstü güzellikte kale ve deniz manzaralı bir mekandır. Agatha restoran ve pansiyon estetik ve konfor açısından oldukça memnuniyet verici niteliktedir. Suna İnan Kıraç Vakfı’na ait Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) kültür salonu, müzesi ve kütüphanesi entellektüel düzeyi oldukça yüksek sosyo kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan Antalya’nın vazgeçilmez mekanlarından biri olmasıyla övgüye değer özelliklere sahiptir. Bu mekanların hepsi kendine has nitelikleriyle diğer mekanlara örnek teşkil etmektedir.

Benzer uygulamaların artırılması kentin kültürel değerlerinin korunması ve sürdürülmesi açısından oldukça önemlidir Şekil 7’de örnek avluların plan tipolojileri verilmektedir.

 

Sonuç

Pekçok iklim ve coğrafyada asırlardır görülen avlular Akdeniz stilinin vazgeçilmez elemanı olarak güncelliğini hala koruyan mekanlardandır.

Arnheim (1977), mekanları görsel anlamda, dinamik ve statik olmak üzere iki grupta toplamaktadır. Ona göre, kullanıcı sadece bir aks üzerinde ilerlemek zorunda olduğu için koridor, statik bir etkiye sahiptir. Bu nedenle kullanıcının zihninde oluşan mekansal etki, hep aynı kalır (Demirel, 2016). Bu durum bir avlu söz konusu olduğunda çok farklılaşır.

Avlu farklı noktalardan değişik şekillerde algılanacağı için, görsel anlamda dinamik bir etkiye sahiptir. Canlı ve cansız, hareketli ve durağan çok çeşitli ögelere sahip avlular duyumsal anlamda insanı estetik olarak doruğa ulaştıran özel mekanlardır. İnsan dört tarafı çevrili mahrem bir mekanda gökyüzünü görebilmekte, kuşların sesini rüzgarın etkisini, taşın dokusunu, bitkilerin kokusunu hissedebilmektedir.

 

2005 yılından beri Mayıs ayında geleneksel olarak düzenlenen Antalya Çiçek Festivali’nin 11.si en son 22-23 Mayıs 2015 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Festival kapsamında yürütülen bir proje ile kent peyzajı, çevre düzenlemeleri ve halkın projeyi sahiplenmesi etkileyici bulunduğu için Kanada merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Communities in Bloom’un, Uluslararası Çiçek Açan Şehirler Proje Yarışması’nda “Beş Çiçekli Altın Şehir” ödülü alınmıştır.

 

İspanya’nın güneyindeki Kurtuba’da  (Cordoba ) 1921’den beri Los Patios Festivali kapsamında Kurtubalı ev sahipleri avlularını süsleyerek en güzel avluyu seçmektedirler. Kurtubalılar evlerin kapılarını, pencerelerini, duvarlarını ve çatılarını birbirinden canlı renklerde çiçekler  ve sarmaşıklarla süsleyerek en güzel avluyu oluşturmayı amaçlamakta,  halk, festival boyunca şehri rengârenk bir cümbüşe dönüştürmektedir. Bir hafta süren festival süresince misafirler bütün gün bu avluları ziyaret edebilir ve her zaman ev sahipleri tarafından sıcak bir karşılamanın yanı sıra flamenko gösterileri izleme, lezzetli tapas ve Montilla-Moriles şaraplarını tatma şansı elde edebilmektedir (Khan, 2016). Tipik Endülüs konut mimarisinin mirası olan bu evlerde; dışarıya kapalı, kendi içinde yaşanılan mekanı ‘cennet bahçesine’ dönüştürme fikri esas alınmaktadır.

 

Çiçek Açan Antalya Projesi, Büyükşehir Belediyesi, Valilik, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Peyzaj Mimarları Odası ve STK’larla işbirliği içinde avlulu evlere sahip Kaleiçi halkını da katarak, projenin yaygın etkisini artırmak ve uluslar arası düzeyi Akdeniz kentleri boyutunda geliştirerek partner  Akdeniz kentleri ile senkronize festivaller düzenlemek alternatif bir fikir olarak bu bildiride önerilmektedir. Kurtuba’dakine benzer şekilde Kaleiçi’nde de avlu festivalinin düzenlenmesi peyzaj mimarlığı mesleğinin tanıtılması, mekan düzenlemede bitki kullanımının özendirilmesi açısından da yararlı olacaktır. Kurtuba kenti ve diğer Akdeniz kentleri ile eş zamanlı bir festival anlaşması yapılması, ülkeler için sosyo kültürel anlamda zenginlik ve katkı oluşturacaktır. Kaleiçi’ndeki turizmin kültürel anlamda çeşitlenmesi sadece sokak ve konaklama anlamında süre gelen gezilerin avlularda da canlandırılması ile avlular, sürdürülebilir koruma kullanım dengesi içinde daha etkin bir hale gelecektir. Kaleiçi ve çevresinin turizmin etkisiyle tahrip edildiği bilinmektedir. Bu tarihi dokudaki konutların pansiyon ve otele dönüştürülmesi, avluların niteliklerinin değiştirilerek yüzme havuzu ve bar gibi kullanımlarla geleneksel özelliklerinden tamamen uzak bir şekilde düzenlenmesi üzüntü vericidir. Ayrıca kullanılmadığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan konutların, avlu ve bahçeleriyle birlikte restorasyon felsefesine uygun bir şekilde onarılarak gelecek nesillere aktarılması bütün paydaşların görevidir.

 

5.Kaynakça

Altaş, N. ve diğerleri, (2006). Domaniç’te Kır Meskenleri. Doğu Coğrafya Dergisi, Sayı: 16, Erzurum.

Anonim, (2016a). Erişim: https://tr.wikipedia.org/wiki/AvluAnonim, 2016. Erişim:http://www.spain.info/en/que-quires/agenda/fiestas/cordoba/festival_de_patios_cordobeses.html(Son Erişim, 19.04.2016).

Anonim, (2016b). Avlu Sevdası, Erişim: http://www.mimarizm.com/makale/avlu-sevdasi_115862 (Son Erişim: 10.03.2016).

Anonim, (2016c). https://tr.wikipedia.org/wiki/El_Hamra_Saray%C4%B1

Anonim, (2016d). Erişim: http://www.riads-marrakesh.net/tutorials/moroccan-riads/ (Son Erişim: 10.03.2016).

Arnheim, R.  (1977). The Dynamics of Architectural Form, University of California Press, USA.

Arseven C.E. (1975). Sanat Ansiklopedisi, Cilt I. MEB Yayınevi, İstanbul, sf: 131.

Asatekin, G. (1994). Anadolu’daki Geleneksel Konut Mimarisinin Biçimlenmesinde Aile- Konut Karşılıklı İlişkilerinin Rolü. Kent Planlama, Politik, Sanat. Tarık Okyay Anısına Yazılar, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayını, Ankara.

Avcı, Ü. (2005). Antalya Kenti Geleneksel Türk Konutlarında Bahçe Mekanının Analizi, Akdeniz Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Antalya.

Bektaş, C. (2005). Halk Yapı Sanatından Bir Örnek, Antalya, Anadolu Evleri Dizisi, Bileşim Yayınevi

Bozkurt, G.,  Altınçekiç, H. (2013). Anadolu’da Geleneksel Konut ve Avluların Özellikleri ile Tarihsel Gelişiminin Safranbolu Evleri Örneğinde İrdelenmesi,  Journal of the Faculty of Forestry, Istanbul University 2013, 63(1):69-91

Çiftçi, B. (2015). Avlu Nedir? Erişim: http://mimaritasarimatolyesiavlu.blogspot.com.tr/2015_03_01_archive.html (Son Erişim:10.04.2016).

Demirel, E. (2016). Boşluğun Mimarisi, Mekan Kurgusu, Erişim: http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=27&RecID=320 (Son Erişim: 10.03.2016)

Edwards, B., Sibley, M., Hakmi M., Land P. (2006). Courtyard Hausing:Past, Persent and Future, Taylor and Francis, ISBN:0-415-26272-0

Erdoğan E. (1996). Anadolu Avlularının Özellik ve Düzenleme İlkeleri Üzerinde Karşılaştırmalı Bir Araştırma, Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı A.B.D., Doktora Tezi, Ankara.

Google Map, 20016.

Handscombe, C. ve Handscombe, D. (2016). Spanish and Mediterranean Patio Gardens, Erişim: http://gardenspain.com/551/spanish-and-mediterranean-patio-gardens/, (Son Erişim, 10. 03.2016).

Khan, S. (2016). Colour and conviviality in Córdoba’s famed patio festival, Erişim: http://www.thedailyvox.co.za/colour-and-conviviality-in-cordobas-famed-patio-festival/, (Son Erişim, 10. 03.2016).

Köse, A. (2005). Türkiye’de Geleneksel Kırsal Konut Planlarında Göçebe Türk Kültürü İzleri üniversitesi. Afyon Kocatepe Üniv. Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: VII, Sayı:2, Aralık 2005, Afyonkarahisar.

Kuban, D. (1982). Türk Ev Geleneği Üzerine Gözlemler. Türk ve İslam Sanatı Üzerine Denemeler, Arkeoloji ve Sanat yay. İstanbul.

Küçükerman, Ö. (1991). Kendi Mekanının Arayışı İçinde Türk Evi. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, İstanbul. sf: 51-55-80- 81.

Martin, L. And March, L. (1972). Urban Space and Structures, Cambridge, UK, Cambridge University Press.

Nevter, Z. and Beser O.  (2003). Sustainability of Gren Network and Built Environment Relation: Case Study: Lefke. SBE‟03 Technology and Management for Sustainable Building CSIR, 26-30 May2003,www.sustainablesettlement.co.za/event/SBE2003/Proceedings/Nevter_Zaf er.pdf, 24.03.2012.

Onat, B. (2000). Bir zamanlar Antalya, İstanbul.

Tunçdilek, N. (1967). Türkiye İskan Coğrafyası, Kır İskanı (Köy-Altı İskan Şekilleri). İstanbul Üniv. Edebiyat Fak. Yay.: 1283, Coğrafya Enst. Yay.: 49, İstanbul.

Vidya, (2012). Erişim: http://whatsurhomestory.com/moroccan-design/

(Son Erişim: 10.03.2016).

Yürüdür, E. (2006) Yakın Mesafeli Yaylacılık Faaliyetlerine Bir Örnek: Yaylacık Dağı (Tokat)’ında Yaylacılık. Doğu Coğrafya Dergisi, Sayı: 16, Erzurum, sf: 259.

 

Hakkında PROF. DR. REYHAN ERDOĞAN

PROF. DR. REYHAN ERDOĞAN
Antalya gibi güzel bir kentte yaşamanın ve Akdeniz Üniversitesi’nde üniversitelilerle birlikte olmanın keyfine varan bir öğretim elemanıyım. Yaz adındaki sanatçı ruhlu güzel bir kızın annesiyim. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığına inanarak dijital bir ortamda, bilim, planlama tasarım ve peyzaj mimarlığı konularında bildiklerimi ve bazen de hissettiklerimi okuyanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazdıklarım hakkındaki her türlü görüş, katkı ve önerilerinizi bekliyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*