Son Haberler
Anasayfa / Kişisel Gelişim / 43 Yaşımla Yarıştım

43 Yaşımla Yarıştım

 

Zor bir hafta geçirdim. Ülkemde ve dünya da yaşanan zorlukları düşününce benim ki anlamsız kalıyor, farkındayım.  Ama öylesine hastaydım ki, ayakta kalabilmek için olağanüstü bir güç sergiledim bütün hafta boyunca. İlaç konusunda bayağı abarttım. Bu yüzden böbreklerime karşı kendimi çok suçlu hissediyorum. Bütün hafta enginar yiyebilirim, yeter ki böbreklerimi temizlesin.

Ama iyileşmem gerekiyordu. Aralık ayından itibaren Runatolia’da 10 km koşmak için söz verdim kendime. Antrenmanlar yaptım. 1 km bile koşamayan ben 10 km koşabilecek hale geldim. Tabi ki hiçbir şeyi çok istememek lazım ya yerleşmiş inanışıma göre, son hafta herkesi kırıp geçiren virüs bana da bulaştı. Sersefil bir hafta geçirdim. Kullandığım mendillerden neredeyse bir orman kurtulur.  Etrafıma verdiğim rahatsızlıktan dolayı gerçekten özür diliyorum herkesten. Bir alman gibi, bunu temizlemek zorunda kaldığım zaman hiç engellemiyorum kendimi. Yeter ki o mikroplar gitsin benden.

Bir gün önce Terracity’e gittik. Kimlik belgesi karşılığında göğüs numaramızı, tişörtümüzü ve ayakkabımıza iliştirdiğimiz çiplerimizi aldık. Çip olmazsa yarış dereceniz olmaz. Bir de makarna partisi vardı. Oldukça özenli hazırlanmış domates soslu yada bolonez makarnalar. İlk defa Terracity’nin terasını gördük bu sayede. Bir de toplu resim çektirdik ATİK takımıyla gazete haberi için.IMG_7068

IMG_7033IMG_7046IMG_7080IMG_7081

Koşu öncesi akşamı bana bir güç geldi. Terracity’deki makarna yaradı herhalde. Akşam bütün evi derleyip topladım gece yarısına kadar. Çantamı hazırladım ama gözüme uyku girmiyordu heyecandan. Yapacak bir şey yok. Üç dört saatlik uyku ile sabah arkadaşlarımla buluştum. Elimde vazgeçilmez mendillerim ve telefonum. Tedbir olsun diye yanıma aldığım pastilleri bulamadım son anda çantada telaştan, tedirgindim. Ama ısınmak üzere parka geldiğimizde her şey öyle güzeldi ki. Bir kuş kadar hafifledim. Sanki arkadaşlarıyla oyun oynamak için bir araya gelmiş çocuklar gibi şendim. Bir enerji var içimde, sanki yıllardır birikmiş bende çıkmak için bu günü beklemiş. Start çizgisine ulaşmaya çalıştığımda sanki yirmi yıl önce arkadaşlarımla disko da olmaktan ne hissediyorsam onun ötesinde bir adrenalinle mutluluktan uçuyordum. Müzikten olsa gerek. Koşmaya başladık. Ortaokul yıllarında her sene katıldığım 1500 metre kros yarışlarında olduğu gibi tabanca ile ateş etmiyorlardı. Ne yaptıklarını hatırlamıyorum bile, havada uçuşan konfetileri hatırlıyorum sadece. Arkadaşım Sıdıka ile başladık güzel bir tempoda Cam piramitten Işıklar caddesine sonra valilik gibi yol daraldıııı Sıdıka ilerlerdi, bizim ATİK takımındaki diğer genç arkadaşlara takıldı ve benden koptu. Ben yavaş yavaş erimeye başladım. Hadrian kapısına bir gelsem olay tamam. Ama hastalıktan eser yok sanıyordum ya bir ateş basmalar, tüylerim diken diken. Sonra toparlandım yeniden. Telefon ve mendil kaynaklı terleyen ellerimin verdiği rahatsızlık dışında oldukça normal durumdayım. İlk 5 km bitti rahatladım. Birkaç tanıdık diğer insanların çabaları, müzik, alkış, tezahürat ama, tükenmeye başlıyorsun bir yandan. O sırada anladım Çanakkale’de Seyit Onbaşı’nın 276 kiloluk top mermisini sırtına alıp namluya sürmesini veren gücü. İnsan bir şeyi gerçekten isterse yapabiliyor. Dönüş yorucu olsa da rüzgar gibi geçti.

Size anlamsız gelebilir. 10 km koşmayı neden ister insan bu kadar çok? Anlatması biraz zor.  Ama belli bir yaşı geçince insan artık bazı şeyleri kaybetmeye başlıyor. Sağlık gibi, tutku gibi, heyecan gibi. Bütün bu kayıplara ya kayıtsız kalacaksınız, ya da kaybı en aza indirmek için bir şeyler yapacaksınız. Ne yapacağınıza karar vermek o kadar kolay değil. Ama evren size yardım ediyor bu konuda arayış içine girerseniz. Bir arkadaş, bir grup, bir takım mesela. Sizin ne şekilde yenileneceğiniz konusunda size ilham verebiliyor. Yardım edebiliyor. Bana yardımı dokunan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.  Doktor Deniz Demirci’ye, ATİK gele Sekreteri Can Uryan’a, Dr. Sadi Özgün’e, arkadaşım Sıdık’ya, Tuğçe’ye….. Bir de kendime.

Bu sene Runatolia’da 43 yaşımı yendim. Virüslerden kaçamasam da koşarak kalbimi ve gençliğimi koruyacağıma inanıyorum. 10 km’yi 1 saat 5 dakikada koştum. Bayanlarda 277. oldum. Bu arada gerçek doğum günüm 27.7.1972. Bu 277 sayısı da bu yüzden ekstra değerli. Belki de şu kızı yeniden büyütmek için iyi bir işaret. Bütün sevdiklerimi spor yapmaya davet ediyorum. İyilik peşinde koşabilirsiniz mesela. Önce kendinize iyilik etmeye başlayın spor yaparak. Küçüklere örnek olun. Kalbinizi koruyun. Bunu hak ediyor.

Hakkında DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN

DOÇ. DR. REYHAN ERDOĞAN
Antalya gibi güzel bir kentte yaşamanın ve Akdeniz Üniversitesi’nde üniversitelilerle birlikte olmanın keyfine varan bir öğretim elemanıyım. Yaz adındaki sanatçı ruhlu güzel bir kızın annesiyim. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığına inanarak dijital bir ortamda, bilim, planlama tasarım ve peyzaj mimarlığı konularında bildiklerimi ve bazen de hissettiklerimi okuyanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazdıklarım hakkındaki her türlü görüş, katkı ve önerilerinizi bekliyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Antalya Tabela